AH O GÖZLERİN VAR YA ! Özledim Seni



Ah o gözlerin var ya, bana neler anlatıyor,
Kirpiklerin yay olmuş,yüreğime ok atıyor,
Kaşların keman olmuş, nağmeleri inletiyor,


O güzel gözlerle manalı, manalı bakma,
Yanmış zaten bu yürek, bir de sen yakma...

O gözlerindeki esrar, beni hep yakacak,
Bendeki gözlerse artık, hep sana bakacak,
Kanım damarlarına girip , kalbine akacak.
O güzel gözlerle manalı, manalı bakma
Yanmış zaten bu yürek, bir de sen yakma...

Ver elini ellerime, dolaşalım sahilde,
Islanalım yağmurda, ısınalım ateşte,
Sarılalım şöminenin çıtırtıları eşliğinde,

O güzel gözlerle manalı , manalı bakma,
Yanmış zaten bu yürek, bir de sen yakma...

Ah gülüm gözlerime, can alıcı bakıyorsun,
Bakıp da bir kez daha yüreğimi yakıyorsun,
Doldurup gönlümü, sel olup taşıyorsun.

O güzel gözlerinle manalı, manalı bakma,
Yanmış zaten bu yürek, bir de sen yakma.!









Dilenci..!!!



Birgün dilenci gibi kapınıza geleceğim..,
Ürkerek basacağım ziline,
Tanımayacaksın beni..
Taner, Tarık!.. Bir dilenci geldi diyeceksin!
Bir dilim ekmek uzatacaksın,
Karnım tok diyeceğim!
Bozuk para uzatacaksın,
Param var diyeceğim!
Gözlerini üzerime doğru dikip;
Öyle ise ne istiyorsun? diyeceksin..
Benim gözüm yaşlı, boynum bükük..,
Benden yıllar önce çaldığın kalbimi geri almaya geldim diyeceğim ve eline;
KIRMIZI BİR GÜL UZATACAĞIM!..













Bir buse ile uyandım bu gece,
Açtığımda gözlerimi bir güzel çehre,
Bir çift gülen göz
Ve gonca dudaklar;
Yüzüme dökülen zülüflerle titredi tenim,
Sendin,
Dolanan kollarındı boynuma bu gece,
Öpmeme izin verdin.

Doldurduğun kadehime sevda şarabıydı,
Yudumladım aşkı dudağından,
Kadehi dudağın,
Dudağı kadehim sandım.

Sarhoştum, sarhoştun,
Ve sarhoştuk bütün gece.

Leyla, Aslı, Şirin’din,
Bense
Mecnun, Kerem, Ferhat,
Sen paşa konaklarında cariye,
Ben hayallerimde sardım seni, heyhat.

Koyduğun bir kadeh içki bittiğinde,
Odamda sohbete daldık,
Sonra kapanan gözlerimdeki düşte
Sarıldık,
Kalakaldık.










Bırakma beni sevdiğim gidişine dayanamam,
Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam…
Dönerim dersin ama kadere inanamam,
Bıraktığın anılarınla, ben sensiz yasayamam

...En Güzel Aşk Resimleri...

Bu mesajı silersen benden hoşlanıyorsun,
Silmezsen beni istiyorsun,
Cevap verirsen beni seviyorsun,
Vermezsen bensiz yapamıyorsun,
Hadi bakalım ne yapacaksın?

...En Güzel Aşk Resimleri...
Sana ne demeliyim bilmiyorum,
Güneşim desem güneş batıyor,
Hayatım desem hayat kısa,
Gülüm desem oda soluyor,
Sana canım demeliyim.
Çünkü bu can seninle yaşıyor..!


...En Güzel Aşk Resimleri...


Sen, kalbime giren bir sevda kurşunusun,
Seni, ya orada bırakacaklar,
Ya da, çıkarırken canımı alacaklar aşkım..!!!

...En Güzel Aşk Resimleri...


Yaşadığım her an
Seni özlemeye itiyor beni
Ağır geliyor yokluğun
Beklediğimsin, özlediğimsin, özlemimsin..!

...En Güzel Aşk Resimleri...

sen
hala
anılarımın
en
beyaz
yanısın
sen buğulu bir camın ardından izlediğim hayatın
yarısısın
sen sağanakla gelen sabahlarda
çok eski bir şarkının adısın...!
SEVDAMSIN...!!!

...En Güzel Aşk Resimleri...


Hayatta üç şeyi sevdim;
Seni,
Kalbimi,
Ümit etmeyi…
Seni sevdim sensin diye, kalbimi sevdim seni sevdi diye,
Ümit etmeyi sevdim belki seversin diye…

Bir gece titreyerek uyanırsan
Bil ki resmini öptüğüm andır…
Bir gün yaşlar süzülürse o güzel gözlerinden
Bil ki bir tanem yokluğundan öldüğüm andır

Aşkınla sararıp solacak kadar
Sevginle bahtiyar olacak kadar
Uğruna canımı verecek kadar
Seviyorum desem inanır mısın?





... Sen ...



Sen: Çamlı dağlardan ağaran şafak...
Sen: Duru göllerin nilüferisin.
Sen: Engin ovada sararan başak...
Sen: Umut kaynağı, alın terisin.

Sen: Gökte yıldızsın, uykularda düş...
Sen: Yeşil ekinsin, sen beyaz gümüş..
Sen: Mavi denizsin sise bürünmüş...
Sen: Sevda sırrının düğümlerisin.

Sen: Her güzelliğin canlı sergisi
Sen: Kalp yarasının em'i, sargısı...
Sen: Benim dileğim, Hakk'ın vergisi..
Sen: Gönlümde saplı aşk hançerisin.

Sen: Koyu gölgesin yaz sıcağında
Sen: Olgun meyvesin dal kucağında
Sen: Korsun, alevsin aşk ocağında
Sen: Rezzak Allah'ın şaheserisin.

Sen: 'BEN' sin, gel gör ki ben 'SEN' değilim
Sen:  Benim düşüncem, ruhum ve dilim
Sen:  Benim gözlerim, ayağım, elim,
Emin ol, sen bana benden berisin..!!!

Ne Çıkar Ateşböceği Sansalar Bizi..?

Düşünüyorum da,
Sanırım en büyük korkumuz olduğumuz gibi görünmek.
Yumuşacık kalbimizin fark edilmesi,
Naif yönlerimizin keşfedilmesi,
Cesaretsizliğimizin anlaşılması,
Korkularımızın paylaşılması,
Sanki zarar göreceğimizin en büyük işareti...
 

Kabuklarımızın altında kendimizi saklamakta ne kadar da ustayız.
Ve ne kadar güçlu korunuyoruz, kalkanlarımızın ardında.
Hissedilmeden, el değmeden,sevgimizi göstermeden.
Deniz minareleri, midyeler,
kirpiler ve kaplumbağalar gibi..

Sahi koruyor mu bizi çatlamamış bu sert kabuk..?
Kimse incitemiyor mu duygularımızı, inançlarımızı, benliğimizi..?
Yoksa zarar mı veriyor bu ürkeklik, bu kabuk bize..?
Hissettiklerimizi gölgeliyor, yansıtmıyor mu gerçek kimliğimizi..?


Duygularımızı bastırıyor, el ele tutuşmamızı engelliyor mu?
Eğer bir yıldız gibi ışıl ışılsam ve bir yıldız kadar parlak,
Ne çıkar ateşböceği sansalar beni..?
Belki en hoyrat yürek bile ateşböceğinin
O uçucu, masum, sevimli çocuksuluğuna el kaldırmaya kıyamaz.

Güçlü kapıların arkasına kilitlemesem kendimi,
Korkaklığım, sevgi isteğimi
En insani yönlerimi kayıtsızca sunabilsem,
Bu sert kabuğun ağırlığından kurtulup
Bir kuş gibi uçacağım özgürce.
Anlaşılacağım ve bir ayna gibi yansıyacağım karşımdakine.
O da çözülecek belki,
Samimi ve güvenliksiz, silahsız biriyle göz göze gelince.

Oysa bir görebilsek bunu.
Kalmadı böyle insanlar demesek.
Güven duygusuna bu kadar muhtaç olmasak.
Kırılmaktan korkmasak. Yaralansak...

Ne olur bir darbe daha alsak..?
Yeniden açsak kendimizi, atabilsek kabuğu.
Denesek.
Risk alsak.
Yanılsak.
Fark etmez.
Tekrar, tekrar bıkmadan denesek.
Ve kucaklaşsak yeniden.
Tıpkı eskisi gibi.
Ne olduğunu anlayamadığımız o 15 yıldan öncesi gibi.

O zaman fark edeceğiz.
Ne kadar özlediğimizi birbirimizi.
Neler biriktirdiğimizi,
Kaybolan değerlerimizi ne kadar özledigimizi.
Beraber geldik beraber gidiyoruz oysa.

Vakit az, paylaşmak, sarılmak için
Yaşadığımız coğrafya zor, şartları ağır.
Yüreği daha fazla küstürmemek lazım.
Sırtımızda ağır küfeler, her gün katlanan.
Ve koşullar bir türlü düzelmeyen.
Sevgiye çok ihtiyacımız var.
Ufukta kara bir kış görünüyor.
Ancak birbirimize sokularak atlatırız o günleri.
Kırın o sert kabuklarınızı.
Kurtulun bu yükten.
Korumuyor o kabuklar, aksine zarar veriyor bize.
Yalnızlığa mahkum ediyor bizleri.
Hem hepimiz bir yıldızız.
Ne çıkar ateşböceği sansalar bizi..?

RABİNDRANATH TAGORE 

 

bi-tek-kisi-sevdi2454s[1]





KeNdi olaRak, SaNa gelen
SaNa gereKsinimi olMadan, Seni isteYen,
senSiZ de olabileCekken,
SeNin iLe olmaYı seçen,
KeNdi olmasını,
SeNinLe olmaya bağlayan
O, işte...







Aşk gelince, mantık, kayıp gidiyor,
Bir göz, seni koyun gibi güdüyor,
Bir kıvılcım, bakın neler ediyor:
Çaresiz bir aşka tutuldum bugün,
Pembe hayallere kapıldım bugün!

Gözlerinde, bir pırıltı oluştu,
Kıvılcımlar, yüreğime doluştu,
Kalplerimiz, heyecanla buluştu,
Ben bir fırtınaya tutuldum bugün,
Yeni bir hayata atıldım bugün!

Yüreğim bomboştu, dolduruverdi,
On yıllık uykudan, kaldırıverdi,
Zamanı, bir anda durduruverdi,
Öyle bir afete tutuldum bugün,
Aşkın deryasına atıldım bugün!

O,
tertemiz, hem taptaze bir peri,
Bir anda kamaştı belki gözleri,
Zor silinir, bu sevdanın izleri,
Yıldırım hızıyla tutuldum bugün,
Bir deli rüzgâra kapıldım bugün!

"Sevdim!" dese, nasıl cevap veririm ?
Söyleyemem, için için eririm,
Can istese, düşünmeden veririm,
O HÜMEYRA' ya, felaket tutuldum bugün,
Şaşkınım, dipdiri yutuldum bugün ?







bir sevgide
iki serseri yürek vardır
ikiside deli
ve ne yaşanırsa
o iki serseri yürek birlikte yaşarlar...
acılarının da sevgilerininde dili birdir...






iran'lı bir şair diyor ki;

aşk'a uçarsan kanadın yanar..!


bu söze cevaben;

mevlana hazretleri diyor ki :

aşk'a uçmazsan kanat neye yarar..?









Seni seven kalbim sana deli oluyor
En güzelini kalbim yasıyor
Vurmuş kilidini seni bekliyor
İlk girdiğin gün ki gibi çarpıyor
Yanlız sana adamış kendini...

O günler yakında biliyorum
Rüyalarımda bile seviyorum seni
Umutlarım gülüşünle tazeleniyor
Mutlulugum sevdan, sevdam ise sensin.
SEN...!!!







Yanımda Sen Yoksun


Unuttum göz rengin, sensiz edemem
Sevgim yoksul kaldı, bizâr eylerim
Kalbim kırdın diye, kaçıp gidemem
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Korurum düşmandan, ardın gezdirmem
Saklarım herkesten, aşkım ezdirmem
Vefasız davranıp, candan bezdirmem
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Sevmek ne kâr eyler, bana gülmezsen
İçim yangın olur, bir gün gelmezsen
Kaybolup gidersin, yolun bilmezsen
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Mutlu olmak neymiş, sensiz bilmedim
Hatan görsem bile, birden silmedim
Yokluğun hâr olmuş, yüzüm gülmedim
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Gitmişsin gurbete, yüreğim durmuş
Garibim ezelden, her gelen vurmuş
Kaderim bana hep, pusular kurmuş
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Sevmesen de artık, bil ki üzülmem
Yorulsa da gönlüm, hemen çözülmem
Vazgeçmem pes etmem, solup süzülmem
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Sebepsiz küs olup, yoktan erinmem
Darlatsan da beni, hemen yerinmem
Yerinde dünyalar, bulsam gerinmem
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Sensiz kırgın kalbim, sefan süremem
Kavlimiz kalmış boş, yüzün göremem
Kavrulsam yansam da, beynim veremem
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Bu aşktan fayda yok, vaden biçemem
Her zaman dedin ki, senden geçemem
Sevdan Kevser aksa, yansam içemem
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.

Hayal et dersin de, bu mudur sefan?
Sürgün kalmış gönlüm, çekerim cefan
Senden hep üzüldüm, böyle mi vefan?
Yanımda sen yoksun, yârim neylerim.


            &nb sp;                     

Image Hosted by ImageShack.us

aşk dediğin
bir başka nabızda atmaktır
hiç bilmediğin bir duayı
ansızın ezbere okumak
gökyüzüne kanat çırpmaktır

aşk dediğin gülüm
bedene bir beden büyük gelmesidir ruhun
eskiyen yanlarını onarmak
ve tamamlanmaktır

aşk dediğin
bir zaman makinesiyle çocukluğa dönmek
bir uçurtmaya kuyruk olmaktır
çıplak elle yüreğine dokunmak
zincirlerini kırmaktır

aşk dediğin
yaşadığını sanmaktır
birbirini tamamlayan iki parça gibi
uçuca ulanmak
başka bir tende kendini aramaktır







Image Hosted by ImageShack.us

AĞAÇ




İlk yaprakları yeşeriyordu ağacın
Tomurcuk tomurcuk, tek tek.
"Alayım mı onları elinden?" dedi
Kırağı sürünerek.
Saçtan tırnağa titreyip ağaç
"Hayır" dedi, yalvararak,
"Çiçek açıncaya kadar
Onları rahat bırak."

Tomurcuklandı çiçekleri ağacın
Ötüştü bütün kuşlar.
"Alayım mı onları elinden?" dedi
Esintiyle rüzgâr.
"Hayır" dedi sallanırken ağaç,
Titremeden yaprak yaprak.
"Çiçek açıncaya kadar
Onları rahat bırak."

Yaz ortası sıcağında
Ağaç meyvesini verdi.
Çocuk dedi: "Toplayabilir miyim
Artık yemişlerini?"
Eğerken yüklü yapraklarını ağaç
"Tabii" dedi, "toplayabilirsin
Al hepsini,
Hepsi senin için."




Özledim Seni



Ayrılık yüreğimi karıncalandırıyor nicedir... Beynimi uyuşturuyor özlemin... Çok sık birlikte olmasak bile benimle olduğunu bilmenin bunca yıl içimi nasıl ısıttığını yeni yeni anlıyorum. Yokluğun, hatırlandıkça yüreğime saplanan bir sızı olmaktan çıkıp sürekli bir boşluğa dönüşüyor. Sabahlara seni okşayarak başlamaları, akşamları her işi bir kenara koyup seninle baş başa karşılamaları özlüyorum; oynaşmalarımızı, yürüyüşlerimizi, sevimli haşarılığını, çocuksu küskünlüğünü... Nasıl da serttin başkalarına karşı beni savunurken; ve ne yumuşak, bir çift kısık gözle kendini ellerimin okşayışına bırakırken... Ya da kolyeni çözdüğümde kollarıma atlarken... Hasta olduğunda, o korkunç kriz gecelerinde günler, geceler boyu nöbet tuttuk başında... O şen kahkahalarına yeniden kavuşabilmek için sessiz dualar ederek... "Atlattı" müjdesini kutlarken yorgun bedenindeki yaraları okşayarak, doktorun böldü sevincimizi: "Yaşayamaz artık bu evde... Yüksek binalar ve beton duvarların gri kentinde" dedi, "O gitmeli... Ve kendine yeni bir hayat çizmeli..." Bilsen ne zor, gitmen gerektiğini bile bile "Kal" demek sana... Ne zor, senin için ebedi mutluluğun beni unutmandan geçtiğini bilmek... Gitmeni asla istemediğim halde, buna mecbur olduğumuzu görmek ve sana bunları söyleyemeden "Git artık" demek... "Beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk kavuşacaksın mutluluğa" demek sana ne zor... Sesimi, kokumu çekip alıvermek beyninden, sesin, kokun hala beynimdeyken... Seni görmemek ve belki yıllar sonra karşılaştığımızda bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden... Yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek... Ve sonra kendi ellerimle bindirip seni yabancı bir arabanın arka koltuğuna, birlikte güneşlendiğimiz onca yazı, yan yana titreştiğimiz onca kışı, paylaştığımız bunca acıyı, onca kahkahayı ve bütün o uzak yeşillikleri katıp yorgun bedeninin yanına, arkadan pişmanlık gözyaşları dökmek ne zor... Ne zor hiç tanımadan seni emanet ettiğim bir şoföre "Hızla uzaklaş buradan ve gidebileceğin kadar uzağa git" demek... Yokluğunu beklemek, ne zor... Bunları düşündükçe, şu anda uzaklarda bir yerlerde üşüdüğünü sezinleyerek panikliyorum. Bütün engelleri aşıp, terk edilmiş caddeleri, kimsesiz sokakları, yalnız bulvarları arşınlayarak sana ulaşmak, sessizce başını okşamak, kulağına sevgi sözcükleri fısıldamak ve yavaşça üzerini örtmek geliyor içimden... Paylaştığımız bir mazinin, yitirdiğimiz bir geleceğe dönüşmesinden hicran duyuyorum. Gizli gizli hüzünlendiğim akşamlardan birinde, terk etmişlere özgü bir terk edilme korkusunu da yüreğimin derinliklerinde duyarak sana koşmak, yaptıklarım ve daha çok da yapamadıklarım için özür dilemek ve "Dön bebeğim" demek istiyorum: "Geri dön... Kulüben seni bekliyor..." Can Dündar




 

sevgi




Beni bir dağ başında böyle yapayalnız kodular,
rüzgarlara, kuşlara, bulutlara yakın,
senin etinden, tırnağından ayrı,
senin kokundan uzak.



Şu anda hiç bir şey mümkün değil.
Şu anda her şeyden ayrı, her şeyden uzak
ve her şeyden mahrumum ben.
Şu anda sadece yalnızlık ve kahır.



Sen benim gökyüzümdün, denizim, toprağımdın,
Şimdi bir hatıra olamazsın belirsiz, uzak
Biliyorsun bazı şeyler vardır elimizde olmayan
İşte öyle imkansız birşey seni unutmak.



Zannetme ki herşey bitti sevdiğim;
Birgün yeşerecek şu sararmış yapraklar.
Ve bundan sonra kim severse dünyada;
Seni ve beni hatırlayacaklar



İnan ki! Kırılmış bir ayna gibi
Paramparça, kırık dökük aşkımız
Çaresizliğin, ümitsizliğin türküsü
Türkülerin en içlisi, en hüzünlüsü
Büyük aşkımız



Unut benden kalan ne varsa
Unutmak tesellidir yalnızlığın
Güneşi bir kadeh şarap gibi içip
Delicesine sarhoş olmak
En güzel tarafı imkansızlığın



Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin?
Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar?
Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var;
Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin...



Ne olurdu saadetlerin en büyüğü
İşte ellerimde al, diyebilseydim
Anlardın ve hiç gitmezdin, değil mi
Bir gün olduğun gibi kal diyebilseydim.



Ne zaman seni düşünsem yaşamak güzel
Bir bahar bahçesi olur güz bahçeleri
En karanlıklarda bile uzanır bir el
Kendiliğinden açar sabaha perdeleri



Sen bastığın yerde çiçeklerin büyüdüğü
Her zaman en güzel, her yerde eşsiz
Sen yaprak, sen köpük, sen kuş tüyü
Sen sevgi nehirlerimin aktığı büyük deniz



Kazımak ulu ağaç gövdelerine adımızı
Yazmak her şeyi bir bir kumların üstüne
O her işkenceye mahkum olmuşluğumuz
O çok sevmek, daha çok sevmek günden güne.



Şarkısız ve sensiz kaldığım nice akşamlar
Gözlerin geçer aklımdan özlemler içinde
Gözlerin bir çigan müziği güzelliğinde
Kirpiklerinde keman, bebeklerinde gitar...



Bir daha dünyaya gelsem
Yine seni severdim
Beni üzesin diye
Beni deli divane edesin diye


Seni görmediğim günler
Karanlıktayım, katran gecelerdeyim
Cehennem misali bir yerdeyim
Bir demir nasıl paslanır, bir elma nasıl çürürse
İşte öyleyim...



Gözleri namuslu namuslu parlar insanların
Gökyüzü inadına mavi
Yaşamak inadına güzel
Bu şehirde sen varsan...



Bütün kadehlerimi hep sana adıyorum
Hep senin için bu bir bir boşalan şişeler
Umutsuzluğum, sarhoşluğum senin eserin
Senin yüzünden bu delicesine içmeler


Yorum Yaz